Bölüm...
Drama,Fantasy,Historical,Josei,Novel,Romance,Tragedy

Bölüm 6

Yazar: Hanagasumi Grup: : Bağımsız Okuma süresi: 6 dk Kelime: 1.404

Taren Malikânesi’nden ayrılıp İmparatorluk Sarayı’na geleli henüz iki hafta bile olmamıştı.

Annesi, sonunda kızının adının imparatorluk soy kütüğüne işlendiğini söyleyerek sevinçten havalara uçuyordu. Ama Talia için bu yabancı saraya gelmek, mutsuzluktan başka bir şey değildi. Senevier bütün dikkatini sarayı yeniden düzenlemeye verdiğinden, Talia’nın huzursuzluğu giderek büyüyordu.

İmparatorluk Sarayı annesinin anlattığı gibi bir yer değildi.

Burası kasvetli ve ürkütücüydü.

Nereye giderse gitsin, keskin bakışlar onu izliyordu. Buradaki hizmetkârlar bile Taren Malikânesi’ndekilerden daha soğuktu.

Kendini ait olduğu hiçbir yeri olmayan terk edilmiş bir çocuk gibi hissediyordu. Bu yüzden fırsat buldukça gizlice odasından kaçıp Ek Saray’ın çevresinde dolaşırdı.

En çok arka bahçeye giderdi.

Senevier, eski İmparatoriçe’ye ait bütün izleri sileceğini ilan ettiğinden, bahçedeki tüm çiçekler ve ağaçlar sökülüp atılmıştı. Bahçe artık yalnızca harabeye dönmüş boş bir araziydi.

Ana sarayın ve ek sarayın girişleri gül fidanları ve rengârenk çalılarla doldurulmaya başlanmıştı belki, ama peyzaj çalışmaları henüz bitmeyen arka tarafta yalnızca toprak yığınları vardı. Oraya kimse uğramazdı.

Talia, ne zaman fısıltılardan ve üzerine çevrilen bakışlardan bunalsa, vaktini o yıkılmış bahçenin bir köşesinde geçirirdi.

O gün de başının etini yiyen sütannesinden ve “saçını düzeltiyorum” bahanesiyle sivri tarakla saç derisini acıtan hizmetçiden kaçmıştı. Gizlice Ek Saray’ın arka bahçesine çıktı.

Öğleden beri yağmur yağıyordu. Bahçede tek bir işçi bile yoktu. Talia boş köşelerden birine çömelmiş, yağan yağmuru dalgın dalgın izliyordu.

Orada ne kadar oturduğunu bilmiyordu.

Bir yerden ince bir ıslık sesi duyuldu.

İrkilerek etrafına baktı. Sonra görünmez bir şey tarafından çekiliyormuş gibi sarayın dış tarafına doğru yürümeye başladı. Yağmur kıyafetlerini sırılsıklam ediyordu.

Sabah büyük bir ağacın bulunduğu yerde şimdi yalnızca derin bir çukur vardı.

Toprak yığınının kenarına yaklaşan Talia aşağı baktı. Çamurun içinde küçücük bir kuş çırpınıyor, zayıf sesler çıkarıyordu.

Ağaçtan mı düştü?

Her an ölebilecek gibi görünüyordu.Ağır yağmur damlaları ıslanmış kahverengi bedenine vuruyor, koyu kızıl çamur ise incecik bacaklarına ve zavallı kanatlarına yapışıyordu.

Çaresiz çığlıkları gitgide zayıflayıp titrek iniltilere dönüşüyordu.

Talia dizlerini kırıp onu izledi.

Ne zaman çukura indiğini kendisi bile fark etmedi.

Aptallıktı bu.

Dikkatli basmaya çalışsa da yağmurla bataklığa dönmüş zemin ayakkabılarını anında içine çekti.

Ayağını kurtarmak için bedenini çevirdi. Dengesini kaybedip çamurun içine yuvarlandı.

Yüzüstü düştü; acı çamurlu su dudaklarının arasına doldu. Hiddetle başını salladı.

Sütannesinin onun için diktiği yeşil elbise mahvolmuştu. Özenle örülmüş saçlarına bile çamur bulaşmıştı.

İçinde bir öfke kabardı.

Ayağa kalkıp dişlerinin arasından sövdü.

“Alt tarafı bir kuştu… neden peşinden geldim ki?Ne kadar aptalım…”

Homurdanarak çukurdan çıkmak için döndüğü anda o zayıf ses yeniden kulağına ulaştı.

Öylesine cılızdı ki dikkat etmeyen biri duyamazdı bile. Ama Talia’ya göre bu bir çığlıktı.

Çamurun içine doğru yeniden ilerledi. Orada küçücük kuşun güçsüz kahverengi kanatlarını ve düşmüş başını gördü.

…Öldü mü yoksa?

Onu dikkatlice eline aldı. Sırılsıklam olmuş minik bedenden hafif bir titreşim geçti.

Hâlâ yaşıyordu.

Avuçlarının arasında dikkatle tutup onu ısıtmaya çalıştı.Zavallı kuş gagasını hafifçe araladı, ince kanatlarını güçsüzce çırparak yaşamaya çalıştı.

Talia’nın göğsünde bir şey sıkıştı.

Göğsünü sıkan bu duygunun ne olduğunu bilmiyordu.

Kaybolmuş, terk edilmiş, çamurun içinde çırpınan bu yavru kuşun şimdi ellerinde yatıyor oluşu neden canını acıtıyordu?

Kuşu boynunun altındaki en sıcak yere dikkatle bastırdı, sonra başını kaldırıp dik ve çamurlu yamaca baktı.

Yağmur giderek şiddetleniyor, toprağı lapaya çeviriyordu. Birkaç adım denedi ama yukarı tırmanmak imkânsız görünüyordu.

Buradan çıkmanın tek yolu bir hayvan gibi dört ayak üzerinde sürünmekti.

Talia dudağını ısırdı.

Kurtardığı kuşu bırakamazdı. Ama bir prenses olarak gururunu ayaklar altına alıp çamurun içinde sürünemezdi.

Bu yüzden kıpırdamadan yağmurun altında bekledi.

Tam o sırada—

Yağmur perdesinin ardından bir çocuk belirdi.

Uzun boyluydu. Bir keşişi andıran siyah bir cübbe giymiş, kapüşonunu başına çekmişti. Ama Talia yağmurun arasından bile onun soluk, ışık saçan mavi gözlerini seçebiliyordu.

O gözler dayanılmaz derecede güzeldi.

“Aşağıda ne yapıyorsun?”

Mavi gözlü çocuk ona doğru eğildi. Serin sesi, çocukluğun izlerini hâlâ taşıyan narin yüzüyle hiç bağdaşmıyordu.

Talia’nın omurgasından bir ürperti geçti.

O zaman bunu soğuktan sandı.

Ama şimdi dönüp baktığında… belki de o anda hissetmişti.

Kayıtsız yüzüyle ona bakan bu çocuğun bir gün hayatını yaşayan bir cehenneme çevireceğini.

Eğer içini yoklayan o belirsiz hissin ne olduğunu anlayabilseydi, küçük kuşu yeniden çamura fırlatır, dört ayak üzerinde sürünerek çukurdan çıkar ve o mavi gözlü çocuktan olabildiğince uzağa kaçardı.

Onunla ilgili her şeyi zihninden silerdi.

Ama sekiz yaşındaki Talia, yağmurun altındaki bu çocuğun bir gün kendi umutsuzluğuna dönüşeceğini bilmiyordu.

Bu yüzden başını kaldırıp her zamanki dikenli tavrıyla çıkıştı:

“Görmüyor musun? Düştüm ve çıkamıyorum.”

Çocuğun gözleri hafifçe daraldı. Sanki “Oraya neden girdin ki?” diye sormak üzereydi.

Ama soru sormak yerine zarif bir hareketle çukurun içine indi. İnce kumaş pantolonunun ve cilalı deri çizmelerinin çamura bulanmasına aldırış etmiyordu.

Talia şaşkınlıkla ona baktı.

Böylesine soğuk ve katı görünen bir çocuğun bunu yapacağını hiç düşünmemişti.

Uzun bacaklarıyla bataklık gibi çamurun içinden hızla yürüdü. Yakından bakınca daha da uzun görünüyordu; Talia’dan neredeyse bir baş uzundu.

Önünde durdu ve elini uzattı.

“Tut.”

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi