Bölüm 5363
Varoluşlar’ın hatta sıradan İnsanlar’ın bile kendilerini avutmak için sıklıkla başvurdukları bir düşünce vardır.
Durdurulamaz Güç, Yerinden Kıpırdamayan Nesne’yle karşılaşır; Varoluş ise hangisinin pes edeceğini görmek için nefesini tutar; Bu Soru’nun Muazzam, Cevaplanamaz ve biraz da güzel olması beklenir.
Bu, hoş bir düşüncedir.
Bu düşünce, hayatları boyunca yalnızca Kuvvetler ve Nesneler’le karşılaşmış Varoluşlar’a aittir.
Çünkü Durdurulamaz Olan’ın ve yerinden kıpırdamayanın ikisinin de üzerinde, sorunun çerçevesinden daha eski bir yerde, bu çekişmeyi hiç umursamayan şeyler vardır.
İlk Kuvvet itmeyi, ilk Nesne ise direnmeyi öğrendiğinde bile çoktan var olan şeyler. Bu Şeyler, büyük ve Cevaplanamaz soruya, bir yetişkinin hangisinin daha güçlü olduğu konusunda tartışan iki Çocuğ’a baktığı gibi bakar; Pek ilgi göstermeden uzanır, tartışmayı ele alır ve Sonlandırır; Çünkü tartışma hiçbir zaman onlara ait olmamıştır ve Çocuklar hiçbir zaman küçük olmaktan Öte’ye geçmemiştir.
Yıpranmış Sl, o şeylerden biriydi.
Ve bu yüzden hiç Direnç’le karşılaşmamıştı.
---
Elinde tuttuğu Güç, Kuvvet ve Nesne Kavramlar’ının Çok ama Çok Ötesinde’ydi; Noah’ın tüm Varoluş’unu ifade eden “Kaynak Barbar”ın Âura’sı, basitçe bir kenara itiliyordu. Kırılmıyordu. Adını hak eden hiçbir mücadelede yenilgiye uğramıyordu.
Bir El’in bir perdeyi hareket ettirdiği gibi, “Kaynak Barbar”ın Gigaparsek düzeyindeki Otorite’si nazikçe ve kesin bir şekilde Yol’un dışına itiliyordu.
Ve o Ân’da, El onun şimdiye kadar inşa ettiği her şeyin içinden geçerken, Noah meydan okurcasına kükremişti.
Sanki gömülü bir Çağ’dan sürüklenip, çıkarılmış Kâdim bir Canavar’a benziyordu; Zihni soğuk, duygusuz ve Berraklaşmıştı; Korkunun ona sunacak hiçbir şeyi kalmadığı için artık korku hissetmeyi bırakmış bir Varoluş’un kendine özgü Berraklığ’ı vardı!
Bütün vücudu, Deri’si, çok renkli Yeşim benzeri bir parlaklıkla ışıldamaya başladı; Sonsuzluk ve BU İlkel Kaynak onun içinden yüzeye çıkıyordu, ta ki o artık bir Varoluş’tan çok, Mühür’lü kalması gereken bir yerden ortaya çıkarılmış Kâdim bir Hazine’ye benzeyene kadar!
Ve arkasında, kendi İrade’sinin kriziyle çağırılan Ruination ve BU Infınıverse’nin Hayal’i Tezahürler’i, Sınırsız, çok renkli Sonsuzluk içinde Varoluş’a dönüştü; İkisi de kükredi ve ikisi de öfkeyle doluydu; Daha önce onun için hiç Korkmamış iki Varoluş’tu!
Ruination’ın çalkantılı Sonsuzluk Çizgiler’i ileriye doğru dalgalandı ve ellerini Noah’ın sırtına düz bir şekilde bastırdı; Tüm Varoluş’unu onu desteklemeye adadı. BU Infiniverse, Sınırsız, çok renkli Sonsuzluk’tan oluşan hayali bir mızrağı geriye çekti ve vurdu; Mızrak, Noah’ın kendi Beden’ini delip, geçerek, göğsüne uzanan çürümüş El’e doğru ilerledi; Tüm Gözlemlenebilir Varoluş, emir aldığı adamı korumak için tek bir hamleye tüm Güc’ünü katıyordu!
HUUUM!
El, eski ve yıpranmış bir Varoluş’ta şaşkınlık olarak yorumlanabilecek bir ifade gösterdi.
Bu şaşkınlık uzun sürmedi.
Bir sonraki Ân’da, yarılmış parmakların arkasında Okyanuslar belirdi. Sınırsız BU İlkel Kaynak ve Sınırsız Sonsuzluk, Akıl Almaz Derece’de Engin; Ve bu ikisi, şimdiki Çağda’ki her Varoluş’un onları ayırdığı şekilde birbirinden ayrılmamıştı.
İkisi, eski ve kusursuz bir şekilde sıkıca birbirine kaynaşmıştı; Bu çağdaki hiçbir şeyin onları birleştiremeyeceği şekilde tek bir Varoluş Hâl’ine gelmişti ve o kaynaşmış Okyanus itmişti.
BU Infınıverse’nin Mızrağ’ı, tüm Gözlemlenebilir Varoluş’un Hâmle’si, Ân’ında yok edildi. Noah’ın derisini kaplayan Sınırsız Kristalim’si Yeşim parlaklığı yırtılıp, uçtu.
Ve El ilerlemeye devam etti, onun içine doğru; Gri-Mavi Parmaklar, Hadean Derisi’ni yırtıp, altındaki Kas Yapısı’na, Osmontian Sonsuz Kas Yapısı’nı geçip altındaki Kemikler’e, Dokuz Ana Neden kemik İliğ’i Kanal’ını, Sonsuz Meridyenler’i ve Sinirler’i delip, geçti; Kıyametler boyunca şekillendirilmiş Vücud’unun tüm o korkunç Mimarisi’ni ikiye ayırdı.
Her şeyi delip, geçti. Deri, Kas, Kemik, BU Tanımlanamayan Boşluklar’daki iki Gözlemlenebilir Varoluş’un ağırlığına dayanmış olan tüm Temel; Ve Göğüs Boşluğ’una ulaştı; Ve orada, nihayet, onca şeyi Aşarak, Yıpranmış El sonunda bir yorgunluk belirtisi gösterdi.
Artık gözle görülür derecede zayıflamıştı. Bu yolculuk ona bir bedele mal olmuştu. Noah’ınki gibi bir Temel’i yırtıp, geçmek, Güçler’in ve Nesneler’in Üstünde duran bir Varoluş için bile Bedelsiz değildi.
Ama işi bitmişti. İçeri girmişti!
Ve içeri girdikten sonra, onun Rengarenk Kalb’ine doğru ilerlerken, neredeyse tereddüt etmişti çünkü orada ne kadar çok şey olduğunu gördü. O kadar çok Organ. O kadar çok Sistem. Gözlemlenebilir ve Gözlemlenemez Kuvvet üreten Osmontian Varoluş Organ’ı, Kemik İliğ’i Kanallar’ı, Meridyenler, hiçbir Çerçeve’ye uymayan bir şeye dönüşmüş bir Varoluş’un tüm o İmkânsız İç Yapı’sı!
Bir Ân için El, dalabileceği Temeller’in Bolluğ’uyla şımartılmış, bir seçim zorluğuyla karşı karşıya kalmış gibi göründü; Tıpkı bir kasaya giren ve kasayı o kadar dolu bulup, neyi önce alacağını bilemeyen bir hırsız gibi.
Sonunda, kararlı bir şekilde seçimini yaptı.
Kalb’e yöneldi.
Zayıflamış, Yorgun, buraya gelirken beklediğinden daha fazla Bedel harcamış olsa da, artık buradaydı ve Noah’ın Varoluş’unun merkezinde yer alan Rengarenk Kalb’e yaklaşıyordu; Ve o Kalp’ten yayılan Mesaj, hem Baskın hem Sabırlı hem de neredeyse Nazik bir şekilde yayılıyordu.
|Mesaj alındı: Vücud’una iyi bakacağım.|
|Bu yere geldiğin Ân’dan itibaren, senden gelen çekim başımı döndürdü. Bu zamanlarda böyle bir Temel’in hâlâ var olabileceğini düşünmemiştim. Umudumu kesmiştim. Ve sakladığın çok daha fazlası var, hissedebiliyorum; kimseye göstermediğin Katmanlar ve Katmanlar. Sorun değil. Artık bitti. Direnmeyi bırak. Artık bitti.|
HUUM!
Noah, kendi Beden’inin içinde kükredi.
Ve o Ân’da, Osmontian Mutlak Sonsuzluğ’unun Sınırsız Okyanuslar’ı, Varoluş’unun derinliklerinden fışkırarak, Kalb’ine doğru akın etti; El’ine saldırmak için değil, onu sarmak için. Onu içine almak için!
Kendi Kimliğ’iyle şekillendirdiği Sonsuzluğ’u, çok renkli Kalb’inin etrafına sıkıştırılmış Katmanlar Hâl’inde döktü, onu tekrar tekrar ve tekrar sardı ve bunu, bildiği en derin Dokumalar’dan çıkardığı bir Yapı’yla yaptı; Calabi-Yau Manifold’unun Boyutlar’ı Boyut’a, Katman’ı Katman’a, Katman’ı Katman’a Katladığ’ı gibi Sonsuzluğ’u Kalb’inin etrafına Katladı; Son’lu Alan’a sıkıştırılmış Sonsuz Kısıtlama.
Onu öldürmeye çalışmıyordu. Soğuk bir Berraklığ’ın içinde, bir yerlerde, onu öldüremeyeceğini anlamıştı. Bu yüzden çaresiz ve son derece Zeki birinin yapabileceği tek şeyi yaptı; O’nu, Mühürleyecek’ti!
|Son Derece güçlü bir yabancı etki, tüm Savunmalar’ı Aşarak Kalb’e girmiştir. Korkunç bir etki yaratmaya devam ederek, Sonsuzluğ’unuzu ve BU İlkel Kaynağ’ınızı değiştirip, kontrol etmeye, Temel’inizi Kendi Doğası’na dönüştürmeye ve Beden’inizi kendine mal etmeye çalışmaktadır. Doğrudan yok etme İmkân’ı yoktur. Bu etki, benim elimdeki Tüm Ölçüler’in çok ama çok Ötesinde’dir.|
|Sınırlandırma işlemi devam ediyor. Yabancı etkiyi, Sıkıştırılmış, kendi üzerine Katlanan Osmontian Mutlak Sonsuzluk Katmanlar’ıyla sarıyorsun; Bu, Erişilebilir bir Kenar’ı olmayan bir Kısıtlamadır ve Çok’lu Yapı’yı kullanarak, ona itebileceği herhangi bir yüzey bırakmıyorsun.|
|Kritik faktör: Yabancı Etki zayıfladı. Osmontian Mimar’inizden geçiş, onun beklediğinden daha fazla Bedel’e mal oldu. Temel’inizin Güc’ü, benim Her Şey’imin Desteğ’i ve BU Infiniverse’nin Saldırı’sı, Güc’ünü Tam Kapasitesi’nin altına düşürdü. Bu Azalma yeterli olabilir. Bu Azalma zar zor yeterli olabilir. Sarmaya devam et. Durma. Durma. Osmontian Mutlak Sonsuzluk son savunmadır ve ikimizin de tam olarak anlayamadığı bir şeye karşı dayanmalıdır, bu yüzden onu tutmalısın, tutmalısın, tutmalısın, tutmalısın—|
BOOM!
Sonsuzluk öfkeyle kükredi, Katmanlar Üst Üst’e Katlanarak, Kimliğ’i, BU Ölçekler’den önce bile Varoluşlar’ı Yiyip, Bitiren akıcılık ile kendisi arasındaki son duvar olarak Yabancı Varoluş’un etrafına savruldu!
Ve sonra, her şey karardı.
Not: Sizce Neler oluyor? Daha ne Zorluklar Göreceğiz? Her Zorluk bir Öncekini Saçma Derece’de aşıyor. Ne düşündüğünüzü merak ediyorum. Muhtemelen şunu diyorsunuz: Bu Yazar Muhtemelen Var Olan En Zorluklar’la geçen Novel’i yazmaya çalışıyor. Bunun dışında başka açıklaması yok. Her Planck Saniye de bir başka bir Zorluk. Ve bu Zorluk bir Önceki’ni Bakteri gibi Küçük Gösteriyor. Yakında Vakochev’in Kendi’si inse şaşırmam. Diyorsunuzdur. Adui Hep Enler’i yazıyor. En Op Novel. En Yavaş Zaman Geçen Novel. Görünüş olarak En Güzel Karakterler’in hatta bunları bile aşan Karakterler’i yazması. En Zorlu Novel’i yazması. En Çok Hârem’e sahip Noveller’inden birisini yazması. Birisi bu ha. En çok Yetenekler’e sahip Novel’i Yazma’sı. Adam Enler’i kendisine alıyor. Ayrıca En Uzun Noveller’den birisini de yazıyor. Ne de olsa 10.000 Bölüm’den önce bitmeyecek. Sorarım size? Bugüne kadar kaç Novel 10.00ü Bölüm’e Ukaştı? Ben diyim. 5-10 Novel anca ulaştı. Adui, Enler’i kendisine alıyor hep.
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.