Bölüm...
Drama,Romance,Novel

Bölüm 161

Eiji ve Tachibana
Yazar: KaiFansub Grup: : Cepheid Manga Okuma süresi: 5 dk Kelime: 1.167

—Tachibana, Edebiyat Kulübü Başkanı’nın Bakış Açısı—


Ne yapmalıyım? Bu durumu nasıl kullanmalıyım?

Bencil beynim tam kapasite çalışmaya başlıyor.


Doğru ya, özür dilesem yeter. Eğer kendimizi yalan söylentilerle kandırılmış kurbanlar gibi gösterirsek...


O, bu olayın arkasındaki asıl kişinin ben olduğumu bilmiyor.

O iyi niyetli biri. İşler yolunda giderse onu kandırıp kendi tarafıma çekebilirim. Doğru ya, bunu daha önce neden fark etmedim ki?


O anda, donup kalmış olmasına rağmen bana yönelttiği bakışlarında endişe belirtileri olduğunu fark ettim.


Anlıyorum. Az öncesine kadar kendini korumayı düşünen aklıma başka bir düşünce geldi.


Ne büyük aşağılanma.

Az önce okul kapısının önünde duyduğum erkek sesi, gözümün önünde öylece duran Eiji-kun’unkiyle uyuşuyordu. Onun tarafından kurtarılmıştım. Öyleyse neden bu kadar şaşırmış durumdayım?


“Ş-şey... Kulüp Başkanı Tachibana, iyi misiniz? Hep uyuyor muydunuz? Olanların üzerinden 2 saat geçti bile.“

Anlıyorum, demek öyle. Onun karmaşık yüz ifadesi şaşkınlık, temkinlilik ve endişe doluydu. Çeşitli duyguların birbirine karıştığı bir şeydi.


“Beni kurtardın, teşekkür ederim.“

Aşağılanmışlıktan titrerken bile, yine de bir şekilde teşekkür ettim.


“En azından iyi görünüyorsunuz. Sevindim.“

Gerçekten de rahatlamış görünüyordu.

Hâlâ kullanılabilir durumda olmalı. Bunu düşünerek ağzımı açmaya çalıştığım an...

Kelimeler onun tarafından döküldü.


“Ş-şey, e-...“


“Başkan, özür dilerim. Aslında, ben her şeyi duydum.“

Bu sözleri duyduğum an kanım donuyormuş gibi bir hisse kapıldım. Olamaz, çoktan yakalandım mı? Terlememi durduramıyorum.


“Ne?“


“Açılış töreni günü. Başkanın uyuduğu yatağın oradaydım. Orada, başkanla birinin konuşmasını duydum. Biliyordum gerçi ama, benim yeteneğim yokmuş demek. Yine de bana o kadar şey öğrettiğiniz için, sadece bu konuda minnettarım. Teşekkür ederim.“

İstemeden nutkum tutuldu. Bu bir tür iğneleme miydi? Yoksa profesyonel çıkışını garantilemiş bir insanın rahatlığı falan mıydı?


“Neden bahsediyorsun?“

İstediğim her şeyi elde edip internette son derece popüler olduğunu da, profesyonel editörler tarafından yere göğe sığdırılamadığını da her şeyi biliyorum oysa. O ise bunlardan hiç bahsetmeyip, kendini yeteneksiz biriymiş gibi gösteriyordu.


Bununla kendi kibrimin tatmin olması imkânsızdı. Bu, kazananın rahatlığıydı. Aono Eiji’nin ucuz bir taklidi olmakla aşağılayıcı bir şekilde değerlendirilen bana karşı acıma gibi bir şey barındırıyordu.


“Taslağımın çöpe atılmasını... bana yapılan o korkunç şeyi kesinlikle affedemiyorum ve duygularımı toparlayamıyorum ama yine de buraya kadar gelebilmemde sizin bana öğrettiğiniz şeylerin de payı olduğunu düşünüyorum. Sadece bu konuda size minnettarım. Teşekkür ederim.“

O, düşüncesizce benim eski yaralarımı deşiyordu.

Benim hep edebiyat yarışmalarında ödül alan yetenekli bir senpaisi olduğumu düşünüyordu herhalde. Öz saygısı çok düşüktü. Ve benim gibi birinin asla yetişemeyeceği kadar başarılar biriktiren onun bana bunları söylemesi, beni sadece aşağılanmışlıkla titretiyordu.


“...Ye...ter... artık...“

Aşağılanmışlık ve kıskançlıktan kalbim paramparça olacak gibiydi.

Kendimi korumak için ondan özür dileyip edebiyat kulübü meselesini örtbas etme planım kafamdan uçup gitmişti.


“Ne?“


“Yeter artık. Senin gibisinden birinin bana acıması beni mutlu etmiyor. Benden çok daha yetenekli olan senin tarafından... teselli edilmek de. Bugün beni kurtarman da, az önceki teşekkürüm de, bu nasıl bir iğneleme? Neden tam da can damarıma basarak beni bu kadar etkili bir şekilde köşeye sıkıştırıyorsun? Ben, hep ama hep senden korktum. Bir gün benim ulaşamayacağım yerlere gidecek o yeteneğe sahip olmandan nefret ettim. Bana acıma. Bunu yapsan bile... sadece anlamsız kalıyor.“

İstemeden duygularım patladı ve bir çocuk gibi feryat ettim.

O ise hafifçe üzgün bir yüz ifadesi takındı, ardından hemen ifadesini değiştirdi.


Onun gözünde benim çoktan geçmişte kalmış biri gibi muamele gördüğümü anladım.


“Öyle mi? Yazık. Ama ben artık duramam. İleriye gideceğim. O zaman, benim bir sonraki dersim var.“

Ders kitabını aldı ve revirden çıkıp gitti.

Benim tanıdığımı sandığım o çocuk, böyle şeyler söylendiğinde ayağa kalkamayacak kadar yıkılması gerekirdi oysa. Neredeyse hiç zarar görmemiş gibiydi. Aksine, o üzgün ifadesinin içinde, bana duyduğu acımayı hissedebiliyordum.


Ona nasıl hakaret edersem edeyim, ona ulaşmıyordu. Aksine, sadece acıyan gözlerle bana bakıyordu.


“Aono Eiji-!“

İçimde kin biriktirerek, artık ona asla ulaşamayacak olan o adamın adını haykırdım.




—Takayanagi’nin Bakış Açısı—


Tachibana’nın durumu düzeldiğinde olayın iç yüzünü öğrenmek için revire doğru yönelmiştim ki, Aono ile olan tartışmasını revirin dışından duydum.


Fark edilmemek için aceleyle koridorun köşesine saklandım ve Aono’nun geçmesini bekledim. Onun tamamen her şeyi geride bıraktığı net bir şekilde hissediliyordu.


Asıl sorun Tachibana tarafındaydı. Az önce gösterdiği o karanlık duygular bu olayla bağlantılıysa, onu kesinlikle görmezden gelemem.

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi