Bölüm...
Action,Adventure,Demons,Fantasy,Harem,Isekai,Magic,Monster,Novel,Romance,Vampires,War

Bölüm 5107

Benim Rüyam, Benim Âlem’im! I
Yazar: Kozmik_00 Grup: : Bağımsız Scanlation Okuma süresi: 8 dk Kelime: 2.108

Ne zaman yeterdi?


Ne zaman bir İnsan çok uzun süre, çok fazla Hayal kurmaya başladı? Hırs ne zaman Kibir, Arzular ise kaçınılmaz bir Yıkım’a dönüştü?


O Ân’da Noah’a, tehlikeli Hayaller kurduğu söyleniyordu. Hayaller’inin kendisini ve çevresindeki herkesi yakıp, kül edeceği söyleniyordu. Artık fazlasıyla yeterince şeye sahip olduğu ve artık sadece arkanıza yaslanıp, beklemeyi seçebileceği söyleniyordu.


Ona bunları söyleyen BU Beholder, onu sandığı kadar iyi tanımıyordu.


Noah mantıklı biriydi, Eşyalar’a Aşırı bağlı değildi. Basit istekleri vardı ve aslında büyük hayalleri yoktu. Varoluş’u Fethedeceğ’ini ve herkesi ihtişamının önünde diz çöktüreceğini İlan Eden Varoluşsal bir Destan’ın Baş Kahraman’ı değildi. Onu güce olan Açlık ya da Aşkınlığ’a olan takıntı yönlendirmiyordu.


Onun yerine geçip, Sonsuzluk aracılığıyla sahip olduğu Güc’e sahip olan herhangi biri, tüm Varoluş’ta tartışmasız bir hakimiyet Güc’ü olmak gibi büyük hayallerle başlayabilirdi. Varoluş’un altında eşi benzeri olduğunu, herkesin kendi gücü önünde diz çökeceğini İlan Edebilirdi!


Ancak Sonsuz Ateş Toplar’ı atmaya başladığı Ân’dan itibaren, amacı her zaman daha basit olmuştu. Kendini korumak. Mana ve Sonsuzluk olan bu gizemi anlamak. Hayatına giren bu garip Güc’ün sırlarını ortaya çıkarmak.


O andan itibaren meydana gelen her şey, kendi hayatı ve bakmaya başladığı Varoluşlar’ın hayatları için savaşmasının bir sonucuydu.


BU Grimvault’a yol açan BU Beowulf ile en son savaşı bile. Her şey Alexander’ın Dokumalar’ıyla başladı; Milyarlar’ca Öznel Yıl boyunca acı çekmiş birine yardım etmeye gitmesiyle. O, bir başkasına yardım ediyordu. Ve bu, onun korkunç değişiklikler yapmaya başlayan bir Hadean Yaşam Formu haline gelmesiyle doruğa ulaşan görkemli olayların ilerlemesine yol açan eşsiz bir Nedensellik’ti.


Ubergulden Adelheid ile olan Bağ’ı... O’nun aradığı bir şey değildi. Birliğ’e karşı savaşırken, Nedensellik o kadar ilerledi ki, şimdi her şey olduğu yerdeydi.


Noah, son zamanlarda olan her şeyi birbirine bağlarken, gözleri derin bir anlamla parladı.


Bir şeyin diğerine yol açtığı Nedensellik Noktalar’ı. Alexander’ın işkencesi, Noah’ın müdahalesine yol açtı. BU Grimvault’un saldırısı, Gözlemlenebilir Yeniden Doğuş’un Pişirme Fırın’ınu tetikledi. Silüriyen Işığ’ı, tam bir Hadean Evrim’ine Katalizör oldu. Her olay, okyanusu besleyen Nehirler gibi bir sonrakine akıyordu; hHçbiri planlanmamıştı ama hepsi, onun tahmin edemeyeceği bir şeye doğru ilerliyordu.


Tüm bunları düşündükten sonra, BU Beholder’a cevap verdi.


“Ben ne büyük ne de muazzam biriyim.“


Sesi, altlarındaki Kıpkırmızı-Altın Alevler’den oluşan platformu sarsan bir inanç taşıyordu.


“Özel bir Soy’um ya da Bağlantım yok. Güc’ümü açıklamak için Sarhoş Babam’ın ya da Annem’in Anlaşılmaz Yaşam Formlar’ı olduğu gibi büyük bir gizli kökenim yok. Ben Sınırlı’ydım ve hâlâ da öyleyim. Varoluş’un doğası tarafından Sınırlandırılmışım. Büyük ve tehlikeli hayaller kurduğumdan değil.“


BU Beholder’a doğrudan dönerek, baktı.


“Hayallerim aslında en basit olanlarıdır. Güvenlik. Refah. Mutluluk. Hayallerim, etrafımda Sonsuz Mana Okyanuslar’ı ve önümde bir Parça Toprak’la uyanmak. Hayalim kelimenin tam anlamıyla bu kadar basit.“


BU Yağmur Çağ’ının Yağmur’u etraflarında yağmaya devam ediyordu, çok renkli bir parlaklık her şeyi isimsiz tonlarla boyuyordu.


“Ama hayalimi korumak için güçlü olmalıyım. Hayalimi korumak için başkalarının yapamayacağı bir şey yapmalıyım. Kendimi büyük bir şey ya da durdurulamaz bir Güç olarak gördüğüm için değil. Sadece başkalarının sahip olmadığı Güc’e ulaşmak için başkalarının yapamayacağı şeyi yapmam gerektiği için. Kendimi ve o basit rüyayı koruyabilecek güce ulaşmak için.“


Gözleri daha da parladı.


“Rüyamdan vazgeçmem söylenmesi, esasen benim ve değer verdiğim herkesin kafasını bir cellat platformuna koyup, bıçağın inmesini beklemem söylenmesi demektir. Hayal kurmayı bırakamam çünkü bunu yaptığım Ân, temelde pes ediyor ve her şeyi akışına bırakmış oluyorum.“


Etraflarındaki dönen Âlemler’i işaret etti.


“Çünkü Varoluş var olmuştur ve bizden çok sonra da var olmaya devam edecektir. Hayallerimiz olsun ya da olmasın, Varoluş döner. Bu yüzden, hayal kurmak için hâla buradayken, hayal kurmayı seçiyorum.“



...!


Gözcü uzun bir süre sessiz kaldı.


Konuştuğunda, sesinde Varoluş’un Dokusu’nu Analiz etmekle Eonlar’ca Zaman geçirmiş birinin ölçülü düşüncesi vardı.


“Sözlerini hafife almıyorum. Basit Rüyalar’ın korunması için Büyük bir Güç gerektirmesi mantıksal olarak tutarlı. Anlattığın Nedenselliğ’i anlıyorum...“


“Ama tarif ettiğin Yol, değer verdiğin şeyleri korumak için başkalarını geride bırakma zorunluluğu... Bu Yol’un bir Son’u yok. Bugün, hayalini korumak için şu anki Hâline geldin. Yarın ise şu anki Hâl’inin Ötesi’ne Geçmen gerekecek. Karşılaştığın tehditler, kazandığın Güç’le orantılı olarak Artacak; Çünkü kazandığın Güç, daha büyük tehditleri de beraberinde getirecek.“


Vücudu Kâdim bir ışıkla parladı.


“Hayallerin... Onları korumak için gereken yöntemler giderek, daha karmaşık hâle geliyor. Giderek, daha tehlikeli. Artık sadece bir Toprak Parçası’nı ve Mana Olyanuslar’ını savunmuyorsun. Artık potansiyel bir Gözlemlenebilir Varoluş’u savunuyorsun ve Varoluş’un tamamını kapsayan çatışmalara karışıyorsun.“


Gözcü, Noah’a döndü.


“Belirttiğin Hayal’inle şu anki gerçekliğin arasındaki Uçurum Çoktan Genişledi. Koruduğun Hayal, başladığın hayale artık benzemeden önce bu Uçurum daha ne kadar büyüyecek? Hayal’i korumak, hangi noktada Hayal’in kendisinden daha Yorucu hâle gelir?“


Sesi biraz yumuşadı.


“Başka bir yol olmalı. Sevdiğin her şeye bir hedef işareti koymadan güvenliği sağlamanın bir yolu. Başkaları kendi Sınırlar’ı içinde huzur buldu. Başkaları, Varoluş’un nasıl tasarlandığının Temeller’ine meydan okumadan mutluluğu buldu.“


Ellerini açtı.


“İdealler ve Hayaller uygulanabilir olabilir. Ama bu Yol’un nihai sonucu Yıkım’dır. Hayaller’iniz yanlış olduğu için değil, onları korumak için gereken yöntemler sonunda hiçbir hazırlığın üstesinden gelemeyeceği güçleri çekeceği için.“


...!


Noah’ın yüzü anlaşılmaz bir şekilde ağırlaştı.


Etrafına, BU Infınıverse’ye, Sonsuz Genişleme’yle dönen Üç Bin Âlem’e, her Ân daha da görkemli Hâle gelen toprakları kaplayan Gözlemlenebilir Güç ve Quintessence Infiniforce Okyanuslar’ına baktı. Bütün bunlar, kendisini ve değer verdiği Varoluşlar’ı korumak için duyduğu basit arzudan doğmuştu.


“Gelecek tehlikelerin farkında olarak da hayallerime devam edebilirim.“


Sözleri, altlarındaki platforma baskı uyguladı.


“Sadece körü körüne ilerlememem gerekiyor. Eğer yaklaşan bir tehlike olduğunu bilsem de hiçbir şey yapmazsam, o zaman evet, Medeniyet’im ve bana bağlı olan herkes yok olurken, suçlu ben olurum.“


Tekillikler gibi parlayan gözlerle BU Beholder’a döndü.


“BU Yaldızlılar konusunda beni uyaran ilk Varoluş sen değilsin. Olası durumlara ve ihtimallere karşı hazırlıklara çoktan başladım. Bugünkü sözlerin, hazırlıklarımı daha erken bitirmem gerektiğini gösterdi.“


“Yine de Hayal kurmaya devam edeceğim. Yaklaşan tehlikeyi görmezden gelmeden, ama ona çok iyi hazırlanarak. İstersen Rüyam’ı izleyebilirsin. Ya da benden istediğin kadar hızlı ve uzağa kaçabilirsin.“



Konuşurken, platformun karşısına doğru yürümeye başladı.


“Farklı Kaynaklar’dan Bilgi edinmeyi severim. Kendimi, başkalarına ihtiyaç duymayacak ya da başkalarından faydalanamayacak kadar büyük görmüyorum. Bugün olduğum Varoluş’un büyük bir kısmı, birçok Varoluş’un ortak çabaları sayesinde. Onlardan edindiğim Bilgiler sayesinde. Öyle ki, Güç olarak onları Aşmış olsam bile, bana verdiklerinin Sayısız Kat’ını geri ödemek için elimden geleni yapıyorum.“


Arkadaşlarının dönüşümü beklediği Âlemler’e doğru eliyle işaret etti.


“Bir örnek, şu anda doğasını değiştirmekte olduğum birçok Varoluş’tur. Tanımadığınız bazı Varoluşlar var. BU Khor. BU Tor. BU Köken. BU Ul’moreth. BU Ains. Ve geçmişte bir noktada arkadaş ya da öğretmen olarak davranan birçok başkaları. Bana öğrettikleri, onları muazzam bir şekilde Aşmış olsam da, şu anda kim olduğumu şekillendirmeye yardımcı oldu. Bu, onlardan öğrenecek başka bir şeyim olmadığı anlamına gelmez. Ve onları şu anda durduğum yere götürüyorum.“


Durdu ve doğrudan BU Beholder’a baktı.


“Bana verdiğin Bilgi için teşekkür ederim. Bana tam olarak destek olmayı ve sahip olduğun her şeyi paylaşmayı seçebilirsin. Benim, yanıldığınızı kanıtlarken, Hayal’imi izleyebilirsiniz. Ya da tüm bunlar bildiklerinize göre fazla geliyorsa, önünüzde duran o BU Yaldızlı Yaşam Formlar’undan korkuyorsanız, gözlerinizi kapatıp, onları görmediğinize, ya da onların bir Serap ya da Rüya olduğuna kendinizi ikna ediyorsanız...“


Sesinde hiçbir yargılama yoktu, sadece bir gerçeğin ifadesi vardı.


“Gitmekte de hiçbir sakınca yok. Ama benim Rüya’m devam edecek. Hayat... Devam edecek.“


Noah’ın Varoluş’u Mavi ve Altın ışıkla parladı.


“Benim Rüya’m Quintessence’dir. Benim Rüya’m Sonsuz’dur.“


BOOM!


Bir adım attı ve BU Beholder’ın huzurundan kayboldu, geride sadece sözlerinin yankısı ve yakındaki her şeye baskı yapan inancının ağırlığı kaldı.


BU Beholder, Kıpkırmızı-Altın Alevler’den oluşan platformun üzerinde sakin bir şekilde süzülüyordu.


Önünde uzanan BU Infiniverse’ye, mümkün olamayacak kadar Genişleyen Üç Bin Âlem’e, Her Şey’i Ölçülemez bir Güc’ün renkleriyle boyayan BU Yağmurlu Çağ’ının Yağmur’una bir kez daha baktı. O uyarmıştı. O ikaz etmişti.


Ve o dinlemişti ama dikkate alınmamıştı.


Sesi yumuşakça yükseldi, sözcükler ritimlerle akıyordu


“Rüyalar, derler ki, Uçamayanlar için kanatlardır,


Hayalperestlerin göremediği İplikler’den dokunmuş umutlar.


Biri basit şeyleri, güvenliği ve huzuru hayal eder,


Sonsuzluğ’a uzanan Kuleler inşa ederken.


Bir diğeri ise muazzam ve kaçınılmaz tehlikelerden söz eder,


Eski ellerin taşa oyduğu desenlerden.


Biri Alev’in yanmaya değer olduğunu söyler,


Diğeri Kumlar’daki külleri sayar.


İkisi de parçaları elinde tutarken, kim doğruyu söylüyor?


Hayal’inin bedelini göremeyen Hayalperest mi,


Yoksa uyarısının dondurduğu şeyi göremeyen Gözlemci mi,


Kazanılan gelecekler ile kaybedilen gelecekler.


Belki de cevap seçimde değil,


Hayal ile Korku arasındaki boşlukta yatıyor.


Kazanmanın kaybedilmeye çok benzediği yerde,


Ve uzak görünen şeyin çoktan burada olduğu yerde.


O hâlde hayal kurmaya devam et, hayal kurmaya devam et


Belki de suladığın hayal,


Tüm Varoluş’taki en tuhaf çiçeğe dönüşecektir.


Göreceğiz. Göreceğiz.


Hayal kurmanın ve uyarmanın ne olacağını...“


Gözlemci sessizliğe büründü, kalıp kalmayacağını, izleyeceğini mi yoksa kaçacağını mı, Rüyalar’a mı inanacağını yoksa hiç bozulmamış kalıplara mı güveneceğini düşünürken, Kâdim Beden’i titriyordu.


Yağmur yağmaya devam etti.


Alemler dönmeye devam etti.


Ve BU Infiniverse’nin bir yerlerinde, bir hayalperest hayal kurmaya devam etti!

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi