Bölüm...
Action,Adventure,Demons,Fantasy,Harem,Isekai,Magic,Monster,Novel,Romance,Vampires,War

Bölüm 5385

Gerçek! II
Yazar: Kozmik_00 Grup: : Bağımsız Scanlation Okuma süresi: 8 dk Kelime: 1.976

Artık kendine açıkça itiraf ettiği Hırs’ı, bu korkunç şeyi tamamen kontrolü altına almak, her bir vuruşta onu tüketmek ve içindeki her sırrı kendine alet etmekti.


Ve bir Adam, bir Canavar’la asla yüzleşmeyi reddederek onu kontrolü altına alamazdı. Onu kontrolü altına almak için, tüm avantajlar kendindeyken, kendi şartlarına göre Canavar’ın tuzaklarını tetikleyip, bunları Âşarak, hem Canavar’a hem de Kendi’ne, tutsağın hareket etmesine izin verildiğinde bile Kafes’in sağlam durduğunu kanıtlamalıdır.


Bir tuzak olduğunu biliyordu. O tuzağı tetiklemek istiyordu. “Mühürlü Olan”ın inşa ettiği şeye girip, zarar görmeden geri çıkmak istiyordu; Çünkü ustalık aslında böyle bir şeydi ve çünkü artık kendi kalbinin içindekilerden korkmaktan bıkmıştı!


Böylece Niyet’inden bir parça, Kendi’nden bir parça, o Bilgi dizisine doğru gönderdi!


|Mühürlenmiş Olan tarafından, Karmaşık Bilgi ve Kayıtlar’dan oluşan bir akış serbest bırakıldı. Kayıt, Mühürlenmiş Olan’a ait bir Anı olarak ortaya çıkıyor. Dikkat: Bu sunum gönüllü olarak verilmiştir. İçerideki Varoluş’tan gelen tüm gönüllü armağanları, armağanın Ötesi’nde bir Niyet taşıyormuş gibi değerlendirin.|


HUUM!


Noah odaklandı ve Niyet’inin bir kısmının akışa çekildiğini hissetti; Ardından önünde bir sahne canlanmaya başladı. Bunu sakin bir şekilde, tamamen hazırlıklı olarak kabul etti; Dikkati, ortaya çıkan Kayıt ile göğsündeki Kafes arasında bölünmüştü; Geleceğini bildiği harekete karşı tetikteydi ve o hareket kendini gösterdiği Ân’da buna cevap vermeye hazırdı.


|Vakochev’in Varoluş Ölçekler’i kurulmadan önceki bir Zaman’a ait bir Anı Şu Ân’da önünüzde oynatılıyor.|


|Ad’ı: Savaştan Sonraki Son Sessizlik.|


|Bu Anı’da, Mühürlü Olan, Gerçek Yaşam Formlar’ının Cesetler’inden oluşan bir Dağ’ın üzerinde oturuyor. Savaş Son’a erdi. Anı şimdi oynatılmaya başlayacak.|


---


Kayıt açığa çıktı, ama bu basit bir şekilde gerçekleşmedi.


Parçalar karmaşık bir şekilde bir araya geldi; Bir Anı’nın kırıntıları Noah’ın Bilinc’inin etrafında kendiliğinden birleşiyordu ve o, kendi Kimliğ’inin içindeki merkezde sabit bir şekilde yanarken, tüm bunları soğukkanlılıkla izledi. Ancak o sadece izlemekle kalmadı.


Harekete geçti. Anı bir araya gelirken Kendi’ni, Kimliğ’ini, incelikle Anı’nın Dokusu’na yerleştirdi; Kim olduğunun özündeki gerçeği Kaydı’n yapısına işledi, böylece Mühürlü Olan’ın tuzağının kendi zamanlamasına göre devreye girmesini bekleyen Pasif bir göz olmaktan çıktı.


O, Anı’nın içindeki bir Varoluş’tu; Hırs’lı ve Proaktif, hamle kendini gösterdiği Ân’da harekete geçmeye hazırdı! Bu Kayıt’ta, Toprağ’ın sahibi olan bir adam gibi yürüyecekti.


Parçalar birbirine kenetlendi ve uyarılar onun nerede durduğunu belirtti.


|Kayıt içinde ortaya çıktınız. Konum: Sonsuz Carcosa.|


|Sonsuz Carcosa, BU Kaynak Toprakları’ndan Daha Geniş ve Daha Karmaşık bir Varoluş Alan’ıdır; Bunun basit nedeni, BU Kaynak Toprakları’nın omurgasında, BU İlkel Kaynağ’ın yer aldığı gibi, Sonsuzluğ’un da bu Alan’ın omurgasında yer almasıdır. Sonsuzluk Tükenmediğ’i için, Carcosa da Sona Ermez. Sınırsız’ca Uzanır, kendi içinde Katlanıp, Tekrar Katlanır; Ve burası, Sonsuzluğ’un Deliliğ’i ile Üstün Dehşet’inin, BU Kaynağ’ın onu dengelemek için sağladığı Temel olmadan, kısıtlama olmaksızın ortaya çıktığı yerdir. Hem Güzel’dir, hem de Çılgın’dır ve Sonsuz’a dek devam eder. Bu Kayıt, böyle bir yerin tek bir küçük köşesinde oynanır.|


Önemli olan ilk şey, Noah’ın ne gördüğü değildi. Önemli olan, ne hissettiğiydi.


Çünkü Kayıt içeriden, Mühürlü Olan’ın bakış açısıyla çalıyordu ve bu yüzden duygular da onunla birlikte geldi, Noah’ın içine davetsizce akın etti!


Kapsamlı ve Mutlak bir Kibir; Bir kez bile eşine rastlamamış bir Varoluş’un kibiri. Onun Kavrayabileceğ’i Ölçüler’in Ötesi’nde bir özgüven, Şüphe Kavram’ına yer bırakmayacak kadar Mutlak bir İnanç. Ve tüm bunların altında, bu ihtişamın içinden geçerek, sadist bir zevk ve Aonsuz, sabırlı, dipsiz bir nefret vardı; Hepsi tek bir kontrollü bayrağın altında toplanmış ve tutulmuştu; Bir Tiran’ın geniş bir mülkü yönetmesi gibi, organize edilmiş, yönetiliyordu. Bu Duygular kaotik değildi!


İşte bunların dehşeti de buydu. Bunlar, Kusursuz bir düzende tutulan Kibir, Nefret ve Zulüm’dü; Deliliğ’ini bile itaat ettirmiş bir Varoluş’un Duygusal manzarasıydı.


Noah bunu kabul etti ve kendi Kimliğ’ini buna karşı Aaf bir şekilde koruyarak, ödünç aldığı Duygular’ın kendisine ait olmasına izin vermedi; Sonra etrafına baktı.


Etrafında Ceset Dağlar’ı uzanıyordu. Devasa Varoluşlar; Bedenler’i ve Varoluşlar’ı paramparça olmuştu; Yaralarından Nedenler, Niyetler ve Noah’ın henüz Kavrayamadığ’ı pek çok şey sızıyordu; Kendisi’nden o kadar uzak Varoluşlar’ın İç İşleyişler’i, dökülen kalıntıları onun Okuyamadığ’ı Metinler gibiydi.


Bu Cesetler’den tek bir tanesinin bile Âura’sı, hayatı boyunca hissettiği Her Şey’i Aşıyordu. Hem görkemli, hem korkutucu, Hem de imkansız derecede uzak hissettiriyorlardı; O kadar uzaktılar ki, Noah’ın henüz ulaşamadığı ve çok uzun bir süre Ulaşamayacağ’ı bir Varoluş Kademesi’ne ait oldukları anlaşılıyordu.


Ve onlar Ceset’ti. Her biri. Yere serilmişti. Öldürülmüş ve Yığılmıştı; Hem de Noah’ın bakış açısını üstlendiği o Varoluş tarafından!


Ölüler’in Dağlar’ının üzerinde, Varoluş Sonsuzluğ’un Uçsuz Bucaksız Mavi bir Okyanus’u gibiydi ve bu Okyanus canlıydı. Canlı bir Canavar gibi dalgalanıyordu; Üstün bir çılgınlıkla doluydu; Öfkeli Sonsuzluğ’un fırtınaları ve tayfunları, yüksekliklerde durmaksızın çalkalanıyordu; Carcosa’nın dengesiz Sınırsızlığ’ı, uyarıların tam da söylediği gibi davranıyordu!


Noah, ona bakarken, bir Triyas Ölçeğ’i Varoluş’unun, bir Dördüncü Ölçek Varoluş’unun, bu yerde Bir Saniye bile hayatta kalmakta zorlanacağını hissetti. Varoluş’un kendisi bile Varoluş’u yok eden bir şeydi.


Ve Ceset Dağ’ının tepesinde, Mühürlü Olan oturuyordu.


Yıpranmış, ikiye bölünmüş El değildi. Noah’ın kalbindeki Cesed’in üzerindeki Yaşlı, çalınmış Yüz de değildi. Bu, bütün haldeki Varoluş’tu, eskiden olduğu Hâl’iyle, Varoluşsal bir Yakışıklılığ’a sahip İnsan’sı bir şekle bürünmüş, Obsidyen ve Kıpkırmızı bir Cüppe’yle süslenmişti ve öldürülenlerin Cesetler’i üzerinde, Noah’ın içinden hissettiği Kibir bile bu duruşun soluk bir yankısı gibi kalacak kadar büyük bir Kibir’le oturuyordu.


Bir Kral’ın, kaybetmekten bir kez bile korkmadığı Taht’ında uzandığı gibi, o da Ölüler’in üzerinde uzanıyordu.


Dokuz Varoluş’a bakıyordu.


Korkunç bir Kıpkırmızı parlaklık tarafından bağlanmış ve tutulan Dokuz Gerçek Yaşam Formu; Ve Noah o parlaklığı gördüğü Ân’da anladı!


Ah, o Kıpkırmızı Parlaklık!


Bunu Ân’ında ve tamamen anladı. Bu, Birleşim’di! Sonsuzluk ve BU İlkel Kaynak, tek bir Kusursuz Otorite’ye Kaynaşmıştı; Noah’ın kendi Niyeti’nin içindeki bir araya getirmeye daha yeni başladığı şey. İşte buradaydı, bütün, ustaca, rahat, Şu Ân’da onun üretebileceğinden çok daha görkemli, avının etrafına sarılmış bir İlkel Yılan gibi Dokuz Gerçek Yaşam Formu’nun etrafını sarmış, her biri Noah’ın şimdiye kadar yanına yaklaştığı her şeyden daha güçlü hissettiği Varoluşlar’ı tutuyordu.


Dokuz Varoluş’tan biri, Mühürlü Olan’a baktı ve gözlerini indirmedi.


O, Kysursuz Güzelliğ’e sahip bir Kadın’dı; Mavi Sonsuzlukla yanıyor, diğerleri gibi Kıpkırmızı Kıvrımlar’a sarılmıştı ve Cesetler’ten oluşan Taht’ta oturan Varoluş’un bakışlarına açık bir meydan okuma ile karşılık verdi.


“Bunların hiçbiri asla senin olmayacak,” dedi. “Beni duyuyor musun? Asla. Başarısız olacaksın! Sen. Başarısız. Olacaksın!“


HUUM!


Noah, sözlerinden gelen Güc’ünü hissetti ve bu onu sersemletti. Kadın’ın İnanc’ı, Otorite’si, Varoluş’unun Saf Ağırlığ’ı. Bu Kadın’ın karşısında dururken, Mezozoik Ölçek Varoluş’u ve Şövalye Kılıc’ı olan Dame Seraphine bile kendini bir Bebek gibi hissederdi. Bir Bot’un altındaki görünmeyen Organizma, Bakteri gibi!


Bu, Ölçekler’den önceki Dönemler’e ait bir Gerçek Yaşam Formu’ydu; Bağlar’ı içinde bile meydan okuyan ve kırılmamış bir Varoluş’tu ve onun kesinliği, kesinlikle yanlış olamayacak bir şey gibi Ölüler Dağ’ının dört bir yanına yankılandı!


Ve bir sonraki Ân’da, Mühürlü Olan gülümsedi.


Bu neşeli, coşkulu bir gülümseme idi. Noah bu gülümsemeyi içinden hissetti, ardındaki kaygısız zevki algıladı ve olay gerçekleşmeden Yarım Saniye önce o zevkin tam olarak ne anlama geldiğini anladı.


BOOM!


Kadın’ın Kusursuz Güzelliğ’i Bükülüp, deforme oldu. Etrafına dolanan Kıpkırmızı Dallar sıkılaştı, Beden’ini Aşarak, Varoluş’unun derinliklerine uzandı, onun En Temel Kaynağ’ını ve Kimliğ’ini, en derin gerçeğini buldu ve onları ezip, geçirdi. Bütün Beden’i bir Ân’da parçalandı, Ve bir Enkaz Hâl’ine geldi; Güc’ü, İnanc’ı ve Taht’ta oturan Varoluş’un başarısız olacağına dair kesinliği, bir El’in kapanması kadar kısa bir sürede bir Ân’da sona erdi.


Kadın, onun başarısız olacağını söylemişti!


Ve o, cümlesinin ortasında, koltuğundan kalkmadan onu Öldürmüş’tü; Bu, onun cevabıydı ve altında Yığılmış her BU Gerçek Yaşam Formu’na verdiği cevap da buydu!






Not: Ne diyeceğimi bilemiyorum. Aynı Noah gibi. Hayır, Noah’dan bile daja Görkemli idi. Adui, çoğu Novel de yazan ama bir türlü görmediğimiz durumu bizlere Tasvir etti. Şunu okumuşsundur hepiniz. X kişisi Ceset dağlarının üstünde oturuyor. Bu aslında o kadar çok öldürdü ki... O’nu anlatmaya çalışıyor. Bı kadar. Ama bu Adam? Gerçek anlamda oturmakla kalmıyor, aynı zamanda hiçbir Çaba harcamadan biz de okuduk neyin ne olduğunu bilmiyoruz bir BU Gerçek Yaşam Formu’nu öldürdü. 5. Ölçek’ten itibaren birisini aynı Ölçek’te olsanız dahi Öldürme’nin ne kadar zor olduğunu göreceksiniz. Ama bu Adam? Neyse.... Yan Karakterler’in bu kadar Saçma  Derece’de Op olmasını seviyorum. Ayrıca Erwin 5. Ölçeğ’e geçince... O’nu öldürmek... Herhalde Gerçek Anlamda İmkansız olacak.

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi