Bölüm...
Fantasy, Horror, Isekai, Novel, Psychological Thriller, Supernatural, Türkçe Novel

Bölüm 2

1. Kısım - 2. Bölüm
Yazar: Annebenbalikmiyim Grup: : Bağımsız Okuma süresi: 18 dk Kelime: 4.387

[Bu durak Kin, Kin İstasyonu]

[Kapılar sağınızdadır...]

Hayalet hikâyesi içindeki metroda boğucu bir sessizlik hakim oldu. Ben de bu sessizliğe dahildim.

Bu hayalet hikâyesini bilmeme rağmen, ben korku temalı YouTube videolarının kapak fotoğraflarından tırstığım için anında ’İlgilenmiyorum’ a basan biriyim ve şu an gerçekten de bu hayalet hikâyesinde hayatta kalmaya mı çalışmalıyım? 

’Beni öldürün artık...’

Bu bir merhamet olurdu.

Olan biteni anlamaya harcayacak enerjim bile yok. Yüzümü ellerime bastırdım, her şeyi reddetmek istiyordum. 

Sonra ’o’ yaşandı.

Göz kırptım.

[1. Sıra Ödülü]: Karanlık Keşif Kayıtları Gerçek Ürün Kutusu]

“...?!“

Kafamı kaldırdım.

Gözlerimin önünde not defterine benzer bir şey uçuyordu. Gözlerimin açık veya kapalı olması farketmeksizin onu görebiliyordum. 

Bir not defterinden koparılıp katlanmış, havada uçan bir kağıt parçasına benziyordu.

“Bu...“

Bekle biraz. Başka kimse bunu görmüyor gibi.

Ağzımı hızlıca kapadım.

Böyle bir durumda dikkati üzerime çekmek aptalca olurdu. Onun yerine, çok garip gözükmemeye çalışarak gizlice elimle not defterine dokundum.

Flap.

Şaşırtıcı bir şekilde not defteri katlanıp açılıyormuş gibi hareket ederek içinden küçük bir şey çıkardı.

“...!“

Saklamak istercesine hızlıca küçük şeyin üstünü elimle kapattım.

Bu... bir telefon tutacağıydı. 

Ortasındaki altın rengi ’X’ sembolü dışında oldukça sıradan görünümlü siyah bir telefon tutacağıydı. 

Ama yanlızca bu tasarımıyla bile telefon tutacağının ne olduğunu anlamıştım.

’Bir ilgili ürün*.’
*merch

Bu tuhaf durumun içinde kendimi bulmadan önce pop-up mağazasındayken orada satılan ilgili ürünlerden biri, aynı zamanda bugün satın aldığım ürünlerden biriydi.

Telefon tutacağını titreyen ellerle aldım.

Hikâyede, bu ürünün işlevi neydi...

____________________

[Anıtsal* Telefon Tutucu] : C-Sınıfı ürün, <Karanlık Keşif Kayıtları> öne çıkanlardan.
*Hatırlatıcı olarak kullanılmış.

Telefona takıldığında hatırladığınız metni net ve düzenli sayfa formatında görüntüler.

Çevre Bakanlığı’na bağlı Doğaüstü Afet Yönetim Bürosu’nun 9. seviyedeki çalışanlarına ait standart bir ürün.

____________________

’Hatırladıklarınızı metin olarak görüntüler...’

O zaman, belki de?

Telefon tutacağının yapışkanlı arka yüzünü ellerim titreyerek soyup hızlıca telefonuma yapıştırdım.

Yapıştırdığım gibi <Karanlık Keşif Kayıtları> hakkında belli belirsiz hatırladığım her şey somutlaşıp telefon ekranımda net bir şekilde belirdi.

____________________

Karanlık Keşif Kayıtları / Hayalet Hikâyesi [Abyss Transpo’ya hoşgeldiniz]:
 
<Karanlık Keşif Kayıtları> öne çıkanlardan.

Daydream A.Ş. tanımlama kodu - Qterw-D-16

Kaçış şartları inanılmaz derecede zor olan erken aşama D-Sınıfı Karanlık. Son derecede çılgın bir hayalet hikâyesi. Saha Araştırma Ekibi’nin bitmek bilmez acılarını tasvir eder.

Keşif Kayıtları’nda toplam 56 giriş bulunmakta. 

____________________

“...!“

Yani bu demek oluyor ki...

’Satın aldığım ürün gerçekten işe yaradı mı?’

Şimdi düşününce kucağımda duran siyah ürün kutusu iz bırakmadan ortadan kaybolmuştu. 

’Yani o ürün kutusu... satın aldığım ürünleri çıkaran bir not defterine mi dönüşmüştü? 

Nasıl bir deliliğin içindeyim?

Yine de, bu benim için kesinlikle avantajlı.

İçine girdiğim hayalet hikâyesi evreni <Karanlık Keşif Kayıtları>... Kaç internet dehasının bu platform için yaratıcılıklarını ortaya koyduğunu biliyor musunuz? 

Kelimenin tam anlamıyla, yüzlerce hatta binlerce hayalet hikâyesi var. Elbette, hepsini zihnimde kitapta gezinir gibi hatırlamak zor. 

Artıdan, bu hayalet hikâyeleri doğruca nasıl hayatta kalacağınızı da söylemiyor. 

Hikâyelerden çıkarım yaparak doğru cevaplara ulaşmanız gerekiyor, bu da yeni durumları çözümlemeyi zorlaştırıyor.

’Ama eğer okuduğum metnin tamamını tek seferde kontrol edebilirsem...’

Eğer bu mümkünse, bakmam gereken ilk şey...

’Güncel kaçış vakaları!’

Wiki sayfalarını hızlıca aşağı kaydırmaya başladım ve ’3.2 Keşif Kayıtları’ kısmını geçtim. Sonraysa...

“...“

Bir sonuca vardım.

’Anladım.’

Hangi istasyonda inmem gerektiğini buldum.

Ama bir sorun var.

“...“

Tren vagonundaki diğerlerine bakmak için başımı çevirdim.

Benimle birlikte toplam 8 genç yeni işe alınacaklar vardı. Canlı parçalanmalara tanık olup panikleyenlerin çoğu soğukkanlılıklarını kazanmaya ve konuşmaya başlamışlardı.

“İstasyonun adı, Kin... insanların sinirlendiğinde hissettikleri kin gibi olsa gerek, değil mi?“

“Evet...“

“Ha, ne telefon çekiyor ne de mobil veri... gerçekten neler oluyor böyle...?“

“...“

Evet.

Bu tanımadığım, güvenilmez insanları nasıl benimle aynı istasyonda inmeye ikna edeceğim?

’Bir şekilde olabildiğince fazla kişiyi benimle birlikte inmeye ikna etmeliyim.’

Yumruğumu sıktım.

Bu hayalet hikâyesi evreninde ölmeye mahkum figüranların hayatlarını kurtarmam gereken gerçek insanlar olduğunu hissederek, birdenbire soylu bir görev bilinci mi geliştirdim ben?

Tabi, evet, bir insan olarak öyle hissedebilirim ama bu benim ilk önceliğim değil.

Bu kadar çaresiz olmamın asıl sebebi...

’Tek başıma inemem...!’

Bu doğru.

Bu istasyonların birçoğu çılgınca!

-Hangisinden tek başınıza yürümeyi tercih ederdiniz?^^

(A) Gözlerle dolu bir istasyondan,

(B) Karanlığa bürünmüş bir istasyondan ya da 

(C) Ters dönmüş bir istasyondan?

Sadece düşünmesi bile soğuk soğuk terlememe neden oluyor- ve muhtemelen korkudan yerde sürünmeye başlardım.  

’ Peki, güvenli bir yere ulaşana kadar bayılma riskim? %90’dan daha fazla...!’

Asla olmaz. Lütfen, kurtarın beni.

’Bir şekilde, onları ikna etmem lazım!’

Ağzımı konuşmak için açtım ama hızlıca geri kapattım.

’Yine de, ’doğaüstü olaylar’ veya ’karanlık’ gibi şeyler söyleyivermek aptalca olurdu.’

Kim hayalet hikâyesinden fırlamış bir olayda mahsur kaldığına inanmak isterdi ki?

Ya bana inanmayı reddedip dalga geçecekler ya da bana inanıp daha fazla panikleyecekler. 

’Yavaşça.. ilk önce güvenlerini kazanmalıyım.’

En azından bir kişi.

Eğer sadece bir iki kişiyi ikna edebilirsem, sürü psikolojisi diğerlerinin de beni takip etmesini kolaylaştıracaktır. 

’Bakalım... yardıma ihtiyacı varmış gibi görünen birisi veya biriyle bağ kurabilmek için bir ipucu...’

“Ha... bu tıpkı YouTube’daki hayalet hikâyeleri gibi.“

Birini buldum!

“Hayalet hikâyesinden mi bahsetmiştiniz?“

“Ah.“

Kısa saçlı ve sakin tavra sahip kadın, biraz telaşlı görünerek hafifçe başını salladı.

“Evet. Ben, şey, bazen YouTube’dan hayalet hikâyeleri izliyorum ve bu bana onlardan birini anımsattı.“

“Bana biraz bilgi verebilir misiniz? Bu normal bir durum gibi görünmüyor, bu yüzden elimizdeki tüm bilgileri paylaşmamız iyi olur.“

“Pek bilgi sayılmaz... Sadece her şey bir hayalet hikâyesinden fırlamış gibi. Konferans salonu birdenbire metroya dönüştü ve insanlar... öylece öldüler.“

Yüzü hafifçe solgunlaştı, muhtemelen birkaç dakika önce yaşanan akıl almaz parçalama olayları aklına geliyordu.

Onu anlıyorum. Bende kusmak istiyorum.

İkimiz de bunu zihnimizden olabildiğince çabuk silmeye çalışalım.

“Ah, özür dilerim. Birdenbire öyle demek-“

“Hayır, benim için de durum aynı. Yaşanan onca şeyden sonra doğru düzgün düşünmek zor.“

Kadın hafifçe güldü.

“Duruma buradaki herkesten daha rasyonel yaklaşıyor gibisiniz.“

Çünkü benim panikleyerek bayıldığımı daha görmedin.

“Huh?“

Şaşırtıcı bir şekilde, bunları konuşurken birisi bize yaklaştı.

Çok geçerli bir sebepten dolayı.

“Şey, daha önceden yanımda oturuyordunuz, değil mi?“

Oldukça masum görünen dalgalı kısa saçlı bir adamdı.

’Şimdi düşününce, konferans salonundayken benim yanımda oturuyordu.’

Görünüşe göre bu yeni işe alınacak çalışan etrafımızdaki konuşmaların hiçbirine dahil değildi. Benimle tokalaşmak istiyormuşçasına elini uzatmadan önce, ensesini ovuşturarak konuştuğum kadınla bana baktı.

“Benim ismim Baek Saheon.“

“...!“

Bir an tokalaşmayı neredeyse unutuyordum.

Baek Saheon mu?

’O isimli bir karakter.’

====================

Karanlık Keşif Kayıtları / Daydream A.Ş. / Karakterler

Baek Saheon:

<Karanlık Keşif Kayıtları> içinde Daydream A.Ş. çalışanı.

Son rütbe - Bölüm Şefi

Toplam Keşif Kaydı sayısı - 106

Bunlardan 17 tanesi wikide kayıtlı özel durumlar.

Takma ismi: Viper.

====================


Kendisi <Karanlık Keşif Kayıtları> içinde birçok kez geçti.

Biraz çekingen görünen dalgalı kısa saçlı adama bir süre baktım ve hafifçe iç çektim.

’Baek Saheon... bu adam mı?’

Kafamda canlandırdığım imajla pek uyuşmuyor.

Yine de, hayalet hikâyesi evreninde sadece metin tabanlı bir karakterle gerçek hayatta tanışmak garip hissettirdi.

O sırada hayalet hikâyelerinden ilk bahseden kısa saçlı kadın da elini uzattı.

“Durum böyleyken kendimizi tanıtsak iyi olur. Ben Go Yeong-eun.“

Daha önceden hiç duymadığım bir isimdi ve eğer bir karakterin ismini bilmiyorsam bu iki anlama geliyor:

Ya hayalet hikâyelerini oldukça kolay bir şekilde hallettikten sonra erkenden ayrıldı... 

Ya da direkt öldü.

’Kahretsin...’

Bazen isimli çalışanlar sadece takma isim veya kod isimleriyle çıkarlar ama öyle bir durumda kişilikleri oldukça belirgin olduğundan kim olduğunu anında anlarsınız.

Bu rahatsız edici. Düşüncelerimi hemen kenara bırakıp rahatsızlığımı gizledim. 

“Ben Kim Soleum.“

Tokalaşmalar kısa sürdü ve doğal olarak konuşmamıza devam etmek için koltuklara oturduk.

O sırada etrafımızdaki insanlar da gruplara ayrılmış gibilerdi.

“Ah, o insanlar... sanırım bir şekilde ön vagonla iletişime geçmeye çalışıyorlar?“

“Öyle görünüyor.“

Bu hayalet hikâyesinde vagonlar arası geçiş yasak. Beklendiği gibi, iletişim kurma girişimlerinden kısa bir süre sonra vazgeçip başarısızlıklarını el hareketleriyle belirterek geri döndüler.

“Ne yapmalıyız? Ön vagonla hiç iletişim kuramıyoruz ve orada kavga çıkmış gibi görünüyor...“

Yolcular arasındaki gerginlik ve endişe artarken, başka bir anons çalmaya başladı.

Ama bu sefer, anahtar kelimenin atmosferi farklıydı.

[Bu durak Öfori*. Öfori İstasyonu.]
*Zevk, heyecan, sevinç ve mutluluk duygularının deneyimi veya etkisine denir (Wikipedia).

“Ha?“

Mırıldanan kalabalık anında sessizliğe büründü.

“Öfori mi?“

’Öfori kulağa... olumlu gelmiyor mu? Belki...“

Hayır.

’Bu kadar basitçe bir yargıya varmamalısınız...!’

Okuduğum Keşif Kayıtları aklıma gelirken dişimi sıktım.

Bu hayalet hikâyesinde istasyon isimleri her seferinde değişiyor. Bu yüzden başarılı bir kaçışı garantilemek için spesifik olarak ’bu istasyonda in’ veya ’bu istasyon doğrusu’ gibi kelimeler ve istasyon isimleri bulmak imkânsız.

’Ama özellikler ve eğilimlerini tespit edebilirsiniz.’

Bunun gibi.

____________________

Karanlık Keşif Kayıtları / Hayalet Hikâyesi 

Abyss Transpo’ya hoşgeldiniz

3.2 Araştırma Kayıtları (56’ya kadar giriş bulunmakta)

1- Kırmızı, sarı ve mavi gibi renklerle isimlendirilmiş istasyonlar:

2 kişi başarıyla kaçtı (Denenen: Mavi İstasyon).

2- Sol kol, kornea ve kalp gibi vücut parçalarıyla isimlendirilmiş istasyonlar:

Kayıtlı kaçış bulunmamakta (Denenen: Koklea* İstasyonu).
*Kulak salyangozu olarak geçen iç kulağın işitme kısmı (Wikipedia).

3- ■■, ■■■■ ve ■■■ gibi seri katillerle isimlendirilmiş istasyonlar:

12 kişi başarıyla kaçtı (Denenen: ■■■■ İstasyonu).

4- 2008, 2012 ve 2016 gibi yıllarla isimlendirilmiş istasyonlar:

Kayıtlı kaçış bulunmamakta (Denenen: 2024 İstasyonu).

5- Astım, felç ve glokom* gibi hastalıklara göre isimlendirilmiş istasyonlar:
*Gözün optik sinirinin hasar görmesi (Wikipedia).

3 kişi başarıyla kaçtı (Denenen: Soğuk Algınlığı İstasyonu).

[Daha fazla okuyun.]

____________________

Gördünüz mü?

56 vakadan sonra bile, istasyonun isminin olumlu gelmesi kaçış ihtimali olduğu anlamına gelmiyor.

Ancak insanlar Öfori İstasyonu’ndan topluca inmek üzereydiler.

[Kapılar solunuzdadır...]

Bizi karşılayan platformun aydınlık ve cana yakın olması da işin tuzu biberi oldu.

’Kahretsin.’

Temiz ve aydınlık olan platform, yeni gelişen bir şehirdeki yepyeni bir istasyona benziyordu.

İnsanların ruh halinin o yöne doğru değiştiğini hissedebiliyordum.

“Ah...!“

“İn-inip yardım istemeli miyiz? Burası oldukça normal görünüyor...“

Heyecanlı kalabalık kapıların yanlarına doluşmaya ve dışarıya bakmaya başladı. 

Mümkün değil!

’Grubumdaki insan sayısı!’

Ve bunlara tanık olduktan sonraki akıl sağlığım!

’Kahretsin.’

En sonunda koşup yine kapıların önünü kapattım.

“...!“

“Ne-neler oluyor?“

“Lütfen bekleyin.“

[Kapılar açılıyor.]

“Kesin misiniz?“

“Ne...?“

“Emin misiniz?“

“Evet, demek istediğim bu yerin güvenli olduğundan emin misiniz? Ya da sağlam bir teoriniz var mı?“

Bakışlarımı bilerek kaçırdım.

“Birçoğumuzun bu durumun aynı bir hayalet hikâyesine benzediği konusunda hemfikir olduğunu düşünüyorum.“

Sözleriyle herkesin dikkatini çeken Go Yeong-eun, şaşırmış görünse de sözlerini geri almadı.

[Kapılar 30 saniye içinde kapanacaktır. Kapandıktan sonra, kapılar açılmayacaktır.]

“Ayrıca hayalet hikâyelerinde ya da korku filmlerinde körü körüne şansa ya da sezgilere güvenildiğinde hiç iyi şeyler yaşandığını gördünüz mü?“

“Yani, hayır, ama —“

“Sağlam bir teoriniz ya da çıkarımınız olmadan gerçekten hayatınızı tehlikeye atabilir misiniz?“

Endişeli insanlar bir an duraksadı ve sonra birisi sinirle bağırmaya başladı.

“O zaman, senin harika çıkarımların neymiş?“

“Bu adam başından beri saçma sapan şeyler söylüyor...“

“Uf, kenara çekil işte! Ne çıkarımı? Bu ne, bilgi yarışması falan mı? Birisi sana ipucu gibi bir şey falan mı verdi?“

“Evet.“

“...?“

“Size ipucu veriyorum.“

Nefes aldım.

Sonrasında elimi kaldırdım ve yukarıya, metronun elektronik ekranının yanında bulunan hoparlöre doğru uzattım.

“Anonslardan bahsediyorum.“

-Keyifli bir yolculuk için lütfen anonsları dikkate alınız.

En başından beri metro anonsları bizi bu konuda nazikçe bilgilendirmişti.

“Bize sürekli anonsları dinleyip dikkate almamız gerektiğini söylemiyorlar mıydı? Çok açık bir şekilde belli ediyorlar.“

Bunu göz önünde bulundurarak, diğer anonsla birlikte sözüme ekleme yaptım.

[Varış noktası Öfori İstasyonu olan yolcularımız anonsa uyarak inmelilerdir.]

“Aranızda varış noktası Öfori İstasyonu olanınız var mı?“

“...“

“...“

Herkes dondu.

“Yani, kulağa iyi bir şeymiş gibi geliyor, değil mi?“

“Öfori, yani hayatı dolu dolu yaşamak, hayatın amacı bu değil mi zaten...“

“Yani, varış noktanız Öfori İstasyonu mu?“

“...“

“...“

Çoğu kişi bir şeylerin ters gittiğini hissetmiş gibiydi ama birkaç kişi bana sinirlenmeye başlamıştı.

“Hey, şu an ’gerçek’ bir varış noktamız var mı ki? Bilmemene rağmen niye her şeyi biliyormuşçasına maydanoz oluyorsun?“

“Eğer senin yüzünden inip buradan kaçamazsak, sorumluluk alacak mısın? Sorumluluğu üstlenecek misin?“

Sorumluluğu üstlenmek mı?

“Evet.“

“...!“

“N-ne...?“

“Sorumluluğu üstleneceğim.“

Bu kolay bir soru.

’Zaten onlarla beraber kaçmayı planlıyordum.’

Eğer burada inerlerse, sonuçta kesin yanlış cevabı vermiş olacaklar. Dolayısıyla cevabımın bundan kötü olmasına imkân yok ama benim cevabımı beklemediklerinden ötürü, ağızları açık bir şekilde oldukları yerde donakaldılar.

“...“

Kararlı tavrım onları sarsmış gibiydi. İç mücadelelerini görebiliyordum.

[Kapılar kapanıyor...]

O sırada kapılar kapandı.

“Ah...“

Kenara çekildim. Şaşkınlıkla kapalı kapılara bakan birkaç kişi kapılara tutundu.

Ama artık kimse onları engellediğim için bana bağırmıyordu.

’Bu yeterli mi...?’

Tam tatmin olmuş gibi hissediyorken panik dolu bir çığlık duydum.

“Hey, ön vagondaki herkes inmiş!“

“...!“

Herkes inmiş mi?

Hızlıca tren camından dışarıya doğru baktım.

Herkes değildi ama 5-6 kişi aynı anda inmişe benziyordu.

“...“

İç çektim.

Açıkçası, birazdan yaşanacaklara şahit olmak istemiyordum ama daha sonra tutarlı bir argüman ortaya koyabilmem için bunlara şahit olmam gerekiyordu.

Kahretsin...

Küfretmemek için kendimi zor tutum ve gözlerimi kısarak pencereden dışarıya bakarken görüşüm bulanıklaştı.

“Ha? Koşuyorlar!“

İnenler hızlıca oradan ayrılmaya karar vermiş gibiydiler. Platformun çıkışına doğru merdivenlere koşan 5-6 figür gördüm.

Ama artık çok geç kalmışlardı.

“Ağh!“

Platformun zemini sarı tonajlı bir renkle kaynarken koşanların ayakları erirmişçesine zemine batmaya başladı.

“A-altın mı...?“

Alt vücutları altına dönüşüp zeminle birleşiyormuşçasına acayip bir görüntü oluşmuştu.

Çığlıklar içinde kaçmaya çalıştılar ama hareketleri gittikçe yavaşladı...

Sonunda bedenleri çöktü ve geriye sadece merdivenlerin dibine doğru yuvarlanmış üst vücutları kaldı.

O parçalar bile ışıldayan altına dönüşmüştü.

Mutluluğa erişmenin en kolay yolu.

“Öğğğk—“

“Mmph—“

[Trenimiz Öfori İstasyonu’ndan ayrılıyor.]

Kalkış yapan tren vagonunda, havayı yanlızca şok içinde nefes nefese kalan ve hıçkıran insanların sesleri dolduruyordu.

Daha öncesinde inmek üzere olanlardan biri çaresizlik içinde sıkıca beni tutup sordu:

“So-sorumluluk üstleneceğini söylemiştin. Gerçekten de güvenli bir yer bulabileceğimizi garanti edebilir misin? Ha?“

“Evet.“

Kararlı bir şekilde cevap verdim.

Konuşmanın bir anda bana geçip doğru cevabı garantilemem istenmesi saçmaydı ama açıkçası, verebileceğim tek cevap buydu.

’Bu gerçekten çılgınca.’

Bacaklarım o kadar kötü titriyordu ki düşüp bayılacağımı sandım.

Alt vücutlarının parçalanışının görüntüsü düşük kalitede aklımda tekrar edip durdu ve midemin bulanmasına sebep oldu.

Tek bir şey kesindi.

Bu durumdan sağ çıksam bile, gece uyuyamayacağım.

Bunlar yaşanırken Baek Saheon hayranlık dolu bir sesle seslendi.

“Harikasınız öğretmenim.“

“...Öğretmenim?“

“Oh, insanlarla tanıştığımda genellikle onlara ’öğretmenim’ diyorum.“

Garipçe gülümsedi ve ekledi:

“Bu günlerde sizin gibi insanlar pek yok. Bilirsiniz, ’Öyle olabileceğini düşünüyorum...’ tarzı belirsiz kelimeler söylemek yerine kararlı bir şekilde neyin doğru ve neyin yanlış olduğunu söyleyebilenler.“

“...“

“Umarım sonuçla özgüveniniz bir olur.“

Uh... cesaretlendirmen için teşekkürler ama bu kararlı kelimelerin ya da duygusuz konuşmanın yardımcı olabileceği türden bir durum değil.

’Eğer olumlu bir sonuç çıkmazsa, sen de öleceksin, biliyorsun değil mi...’

Bir saniye.

Hayır, bu doğru değil.

Ne kadar korktuğum hakkında sızlanırken bir şey kaçırdım.

’Eğer Baek Saheon’un <Karanlık Keşif Kayıtları> içinde çalışan olarak görev yaptığı hakkında kayıtlar varsa, bu onun giriş sınavını geçtiği anlamına gelmiyor mu?’

’Eğer durum böyleyse, Baek Saheon’u indiği istasyonda takip edemez miyim?’

Kendimi ve Go Yeong-eun’u ikna edersem, üç kişi oluyoruz. Birisi aktif olarak inmeyi teşvik ederse, büyük ihtimalle diğerleri de takip ederler.

’Bu gerçekten bu kadar basit mi?’

“Baek Saheon.“

“Evet?“

“İnmek istediğiniz belirli bir istasyon var mı? Demek istediğim... karşılaştığınızda sizi ’Burada inmeliyim’ diye düşündürten bir kelime veya isim var mı?“

“...Huh, birdenbire mi?“

“Herkesin düşüncelerini duymak isterim.“

“Ah.“

Baek Saheon bir süreliğine düşündükten sonra omuz silkti.

“Çok sayılmaz. Bu tarz şeyler hakkında pek bir şey bilmiyorum.“

“Anlıyorum.“

Demek ki henüz net bir fikri yok.

Gelişigüzel baş salladım. Her halükârda, bu fena bir fikir sayılmazdı o yüzden göz önünde bulunduracağım...

Ding, ding.

[Yolcuların dikkatine, bu Abyss Transpo tarafından yolculuğunuzun keyifli geçmesi için yapılan bir duyurudur. Dikkate almanız önemle rica olunur.]

“...!“

Anons tekrar başladı. 

Herkes konuşmayı bırakıp yukarıya baktı.

[Trenimiz, ses ve titreşime sebep olabilecek kavisli bir bölümden geçmek üzere.]

[Kazaları önlemek için lütfen koltuklarınızdan ayrılmayınız.]

Lanet olsun.

“Hepimiz oturalım.“

Herkes itiraz etmeden hızlıca oturdu. Sanki anonslar hakkında söylediklerim yerine oturmuş gibiydi. Daha önce inmekte ısrarcı olan kişi bile en hızlı yerine oturanlardan olmuştu.

Ancak herkes aynı mantığı izlemiyor gibiydi.

“Eyvah! Ön vagondakiler!“

“O insanlar...“

Ön vagondakiler hâlâ ayaktaydı, görünüşe göre hararetli bir tartışmaya dalmışlardı.

Ne söylediklerini net bir şekilde duyamasam da, tartışmaları anonsu bastırmış gibiydi.

Onlara bakınca her şey belli oluyordu.

Önceden inenlerin akıl almaz ölümlerine şahit olduktan sonra tam bir paniğe kapılmışlardı.

“Onlara bir şeyler söylememiz gerekmez mi?“

“Hey! Bizi duyabiliyor musunuz?!“

“Oturun!“

Ön vagona en yakın yeni işe alınan çalışanlar bağırdı ancak onları pek farketmişe benzemiyorlardı. Fakat bizimle göz teması kuran biri yanımıza kadar geldi.

“Oturun!“

“Hayır, buraya gelmeyin, sadece oturun...“

Artık çok geçti.

[Kavisli bölüme giriliyor...]

Işıklar söndü.

“...!“

Tren karanlıkta şiddetli bir gürültüyle sarsılmaya başladı ve gürültünün ortasında, kulak tırmalayan bir ses yankılandı.

Çığlıklar.

- Aaaaaah!!

-Agh, ah ahhh...

Islak bir şeyin patlama sesi.

Tıpkı olgun bir üzümü çok sert sıkınca çıkan ses gibi.

Ardından, boğuk bir gümbürtü.

... Sanki her şey kapının diğer tarafında yaşanıyormuş gibi.

“...“

“...“

Bu vagondakiler hafifçe titrerken sessiz olabilmek için nefeslerini tuttular.

Sonra ışıklar tekrar yandı.

-...

Trenin ön kapısındaki küçük camdan ön vagonun içini görebiliyorduk.

Kan ve pislik içindeydi.

Canlı organizmalar bir blendere atılmışa benziyordu. İnsandan eser kalmamıştı.

Herkes ölmüştü.

[Artık güvenle ayağa kalkabilirsiniz. İşbirliğiniz için teşekkür ederiz.]

Sakince yapılan duyurunun aksine, tren paniklemiş insanların sesleriyle doluydu.

“Çıkarın beni! Çıkarın beni!“

“Haaah, haaahh... bu lanet olası şey de ne? Bu da ne... Anne...“

Bu durumda bile yeni işe alınan çalışanlar, ağızlarını kapatmaya ve duyuruyu dikkatle dinlemeye çalışırken sessiz kalmak için büyük bir çaba sarf ediyorlardı. Sonuçta bunun onların hayatta kalmasını sağlayacak tek şey olduğunu anlamışlardı!

’Lanet olsun.’

Benim hayatta kalmam için bu durum açıkça elverişli olsa da gerçeklik o kadar korkunçtu ki alnımda soğuk terler belirdi.

Elim titreyerek terimi sildim ve dişimi sıktım.

Ön vagona artık bakmamalıyım.

’Sadece onları ikna etmeye odaklan...’

Birkaç durak sonra doğru durak geldiğinde, eminim ki herkes beraber inecektir...

[Yolcuların dikkatine, bu Abyss Transpo tarafından yolculuğunuzun keyifli geçmesi için yapılan bir duyurudur. Dikkate almanız önemle rica olunur.]

Başka bir anons.

“Tekrar mı?!“

“Hiic, hiiiic...“

[Kayıp bir eşya bulunmakta.]

Bekle bir saniye.

Hızlıca yukarıya baktım.

[Eğer kayıp eşyayı bulursanız lütfen diğer istasyonda inin ve istasyon görevlimize teslim edin.]

Bu senaryoyu biliyorum.

’... Nadir görülen bir kaçış vakası!’

____________________

Karanlık Keşif Kayıtları / Hayalet Hikâyesi/ Abyss Transpo’ya hoşgeldiniz

3.4 Çeşitli Kayıtlar (Kaçış) 

İnsanların başarıyla bir istasyonda inip hayatta kaldıkları sıradışı hayatta kalma vakalarını kaydenen bir belge.

Çeşitli yöntemler tekrarla gözlemlendi (En sık karşılaşılan durumlar ’tren aralıkları için geçici durma’ ve ’kayıp eşya anonsları’).

____________________

Kesin bir kaçış bileti.

Anons edilen kayıp eşyayı bulduğunuz sürece güvenli bir şekilde çıkabiliyorsunuz!

Ama...

’Sadece tek bir kişi kaçabilecek.’

Benim gibi tek başına inemeyecek birisi için bu bilet hiçbir işe yaramaz.

Yumruklarımı sıkıca sıktım.

’Yani, kimi göndermeliyim?’

Hayır, asıl birisini göndermek doğru cevap mı?

Ve sonra...

[Kayıp eşya A grubu yirmili yaşlarında bir erkeğin sol gözüdür.]

Kayıp eşya, aklıma dahi gelmeyecek bir şeydi.





Annebenbalikmiyim Çevirmen Notu:
Merhabalar, çevirimi okuduğunuz için hepinize çok teşekkürler! Bazı kelimelerin anlamlarını merak edenler olursa diye eklemek istedim ve ayrıca metinde geçen ’blender’ kelimesine -a ekleyince TDK’ya göre blendere diye yazıldığından öyle yazdım (kulağa biraz garip gelse de;;). Eğlenceli okumalar dilerim!!

Eğer metin formatını anlamakta zorluk çeken varsa diye ayrıca küçük bir notta eklemek istiyorum:

Tek tırnakta ve normal yazıda genelde düşünceler geçiyor aynı zamanda normal yazıda olaylar da anlatılıyor. 

Karanlık Keşif Kayıtları’ndan bir metin, olay veya herhangi bir şey anlatıldığında (karakter bilgileri hariç):

’ ____________________ ’
              Metin
’ ____________________ ’

Karakter bilgileri geçiyorsa:

’ ==================== ’
                  Metin
’ ==================== ’

’■’ işareti: 

Bilinmeyen, gizli veya belirtilmek istenmemiş her türlü şey için kullanılabilir (sayı, kişi, mekân ve benzerleri).

Bu bölüm İngilizce’den Türkçe’ye KiyoshiSai’nin çevirisinden çevirilmiştir. 
Romanın asıl dili Korece’dir ve Baek Deok-soo tarafından yazılmıştır.

Bana yardım eden Ponyeonghaseyo, artemis, Koshka ve daha birçok arkadaşıma çok teşekkür ederim!

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi